Monthly Archives: Nisan 2011

Şifreler ve Bozkurt

Her millet edebiyatıyla, mitolojisiyle ve sanatıyla kendi benliğine has metalara sahiptir. Alev Alatlı bu metalara “şifre” der. Milletler ailesine mensup olan Türk Milleti asırlar boyu kullandığı ve geliştirdiği şifreler vardır.

***

Bu şifreler bir milletin varoluşunu meydana getiren, güzelleştiren, güçlendiren, kalkındıran, geliştiren ve atiye doğru emin adımlar attıran etkenlerdir.

***

Bu şifrelerin sayesinde hudutlar ötesi yurtlarda yaşayan soydaşlarınıza ulaşabilirsiniz. Onlarla dertleşip, onlarla sevdalanırsınız. Şifrelerin sayesinde geleceğimizi bekleyen ağır imtihanları çözebiliriz.

***

Bu şifreler yokoluşla muhatap kılındığı takdirde bir milletin kültür emperyalistlerin önünde diz çökmesine ve medeniyetler eşiğinde manevi fakirliğe terkedilmesine razı geliniyor demektir.

***

Bir millete insani sorumluluk yükleyen manevi kaynak hep diri tutulmalı. Eksilmemeli, eksiltilmemeli. Bir insan ilk önce kendisine değer vermeli, kendisini sevmeli, ailesine bağlı olmalı, doğasına karşı sorumlu olmalı ki; komşusunu, mahalle sakinlerini, işyeri arkadaşlarını, okul arkadaşlarını, öğretmenlerini, çevresini kisacası mensup olduğu sosyal kitleyi sevebilsin, sahiplenebilsin, bakım yapabilsin.

***

Bu bireysel örnekten yola çıkarak; Türk Milletinin, kendi benlik merkezinde olgunlaştırdığı, kıvama getirdiği kültürel şifrelere sahip. Sahip olduğu şifrelerin arasında özel bir yere sahip olan şifre varki, tuğlarına baş edindiği, destanlarında kılavuz edindiği Bozkurt şifresi.

***

Türk Milleti bozkurtun dışında doğa aleminden başka şifrelerede önem vermiştir. Örneğin at, kartala veya arslan. Lakin bozkurtun yeri hep ayrı tutuldu.

***

Bozkurt, Türk Milletinin tarih kodlamasından yola çıkarak, dünya sahnesine attığı ilk adımından itibaren birlikte yolculuk yapan sadık bir yol arkadaşıdır. Türkler bozkurtu olağanüstü bir varlık veya ilahi statüde olarak kutsamamışlar. Türklerin bozkurt ile muhabbeti Çağrı ile Tuğrul’un kardeşliği gibidir.

***

Bu kardeşlik biyolojik bir anlam veya önem taşımaz. Bu kardeşliğin özü bir karakter yükümlülüğüdür.

***

Yerli ve global medyada “bozkurtlar” kelimesi genellikle bir oluşum ifadesiyle çağrılıyor. Oysa bu ne siyasi, ne askeri, ne de sivil bir oluşumun tarifidir. Tarih boyunca böyle bir oluşum hiç olmadı.

***

Yukarda belirttiğimiz karakter yükümlülüğü gibi bozkurtlar çağrışımı da bir karakter tanımlamasıdır. Türk milletinin saygın şahsiyetleri, mümtaz önderleri Türk milletine seslenirken “bozkurtlar” diye seslenmesi bir babanın erkek evladına “arslanım”, kız evladına “ceylanım” seslenişindeki masumiyet ile aynı kutsaliyeti taşımaktadır.

***

Bozkurt; maziden atiye doğru ses veren bir seslenişin şifresidir. Bozkurt; Çağrı Bey’in oğlu olan Alp Arslan’ın çocukluğunda elinden düşürmediği “kilit” gibidir. Bozkurt; Karahanlı Satuk Buğra Han’ın rüyasında ona “Türkçe” seslenen muştudur. Şifreyi bilen kilidi çözer. Kilidi çözen müjdeye ulaşır.

***

Fatih Oğuz

24 Nisan 2011 / Frankfurt a. Main

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Milli Egemenlik ve Çocuklarımız

Dünyada “Gazi Meclisi” ünvanına sahip tek meclis 23 Nisan 1920 tarihinde faaliyete geçen Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Bu meclisin iki ana karakteri vardır. Biri milli demokrasi olan egemenlik, diğeri çağdaş milletlerin en doğal karakteri hürriyettir.

***

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milletinin tarihsel ve kültürel süreçte elde ettiği zenginliklerin bir arada toplandığı devasa siyasi potadır.

***

Bu pota, Türkiye’nin dünyaya yansıyan yüzünün izdüşümüdür. Türkiye, uluslararası platformda kendi yerini sadece kendi egemenliği doğrultusunda tayın edeceğinin deklarasyonudur . Meclis aynı zamanda toplumun içinde bulunduğu ahvalı “neye layıksanız öyle yönetilirsiniz” mesajını yansıtarak, sosyal gerçekleri açığa vurmaktadır.

***

23 Nisan 1920 tarihinde faaliyete geçen meclisin kurucu ruhu emperyalist kuvvetleri dize getirmiş, işbirlikçi çeteleri tarumar etmiş ve emperyalistlerin ölü saydığı Türk Milletine milli egemenlik bahşetmiştir.

***

Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi hem mazlum milletlerin, hem de mensubu olduğu Türk Milletinin dünyaya açılan izdüşümünde onuru, haysiyeti, istiklali, barışı, kalkınmayı ve çağdaşlaşmayı temsil etmiştir.

***

Bu nedenle Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde bir Türkiye uluslararası platformdaki yeri yüksek itibar ve onurlu saygınlık düzeyindeydi.

***

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni; ulusal egemenliği ve çocuklarımızla bütünleştiren anlayış acaba nedir?

***

O günlerde tesadüfen denk gelen “Çocuk esirgeme kurumun” kutlama haftası anlatıldığı gibi ne kadar etki faktörü olmuştur?

***

Bu tür naif etkenlerin o kadar etkili olmadığı düşüncesindeyim.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk güçlü bir devletin ancak fikri, fiziki ve tinsel güçlü bir toplum ile ilerleyebileceğini biliyordu.

Atatürk’ün sosyal meselelere ayırdığı araştırma zamanına ve görevlendirdiği araştırma ekiplerine verdiği desteğine bakmamız kafi.

23 Nisan gibi önemli bir tarihin “Çocuklarla” özdeşleştirilmesi geleceğe yönelik inşa projesi olduğu ve herhangi bir kuruma jest konusu olmadığı düşüncesindeyim.

***

Fransız sosyolog Emil Durkhaym şöyle bir tespitte bulunur: ” Sosyal kurumlar birer kalıp, birer nehir yatağıdır; çocuklar ve gençler onun içinde şekillenir, oradan akıp giderler.”

***

23 Nisan 1920 ruhunun sahipleri nasıl bir zaman dilimi içerisinde yaşadılar?

***

O dönemin sosyal kurumları ister madden ister manen ne kadar zayıf düşmüş olursa olsun, o dönemin dış ve iç etkenler (savaşlar, iç isyanlar vb.) ne kadar zalim ve acımasız olursa olsun, o dönemde yaşamaya mahkum olup da, o dönemin olumsuzluklarına mahkum olmayan; inançlı, azimli ve idealist şahsiyetler çok ağır bedeller ödeyerek 23 Nisan 1920 tarihinde meclisi kurdular ve gelecek nesiller bu tür süreçlerden geçmemeleri için aleme ibret olsun diye ulusal egemenlik şiarıyla tapulaştırdılar.

***

Çocuklarımızın içinde bulunduğu kalıplara ve nehir yataklarına bir bakalım. Allah aşkına bir irdeleme yapalım. Toplumun en mikro örneği olan aile biriminden tutun, devletin en üst zirvesine kadar uzatın bu irdelemeyi.

***

Çocuklarımızın, gençlerimizin içinde şekillendiği nehir yatakları akmıyor. Yerinde sayıyor. Yerinde duran nehir kokmaya başlar.

***

Kokan bir nehir yatağında şekil alan çocuklarımız ve gençlerimiz hangi vizyonla, hangi misyon yükümlülüğü ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde etkileyici güç olacak?

***

Gazi Mustafa Kemal çocuklara faşing tarzı bayram armağan etmedi. O, onlara hürriyet, milli egemenlik ve milli kişilik armağan etti. Ancak milli kişiliğin hakim olduğu bir toplum Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kuran ruhu yaşatabilir.

***

23 Nisan ruhunu törpelemeye çalışmak, 23 Nisan etkinliklerini iptal etmek bu meclisin diz çöktürdüğü emperyalistlere, işbirlikçi çetelere “egemenliklerini” bağladıklarının göstergesidir!

***

Kimliğinden uzaklaşan hayat tarzımızı irdeleme dileğiyle.

***

Fatih Oğuz

23 Nisan 2011 / Frankfurt a. Main

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

“Ocaklı Sevdam …”

“Ocaklı sevdamın” tenhası senin yanındır.

Yalnızlığımı tekme tokat kovan sensin,

Ümitsizliğimi hayatımdan söküp atan sensin.

Bir yokluğun, bin varlığımızı ezer geçer.

Bir yokluğun, bin varlığımıza bedel.

Sana sadık kalmanın verdiği hazla,

Usul usul dualarla ellerinden öpüyorum.

Evladın

Fatih Oğuz

02 Nisan 2011 / Frankfurt a. Main

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz