Daily Archives: Haziran 23, 2011

İnsanlarla Yaşamak Güçtür, Çünkü Susmak zordur

“İnsanlarla yaşamak güçtür, çünkü susmak zordur.” (Nitşe)

*

Her insanın kafasına takıntı haline getirdiği bir meta vardır. Yaratılıştan
bu yana metaya yüklediği anlam ile “ben” olgusundan “biz” olgusuna bir tevzif
yolculuğuna çıkma gayretinde olmuştur.

*

Bu yolculuk esnasında edinmiş olduğu bilgileri, gözlemleri ve tecrübeyi
paylaşma arzusu deli deniz gibi kabarır, çalkalanır. Yalçın kayalıklara yumruk
indiren dalgalar gibi insanların tabularına, alışagelmiş yaşamlarına ucube ve
aykırı fikirler çarptırır.

*

Bir yandan çekinir, yanlış anlaşılmaktan veyahut insanların alışagelmiş
hayatlarını altüst etmekten korkar. Ama ifşa dürtüsü rahat koymaz ve bilgi
edinmenin en tehlikeli yönüne hızlıca hareket geçer: Tanınmak!

*

Bilgi edinen, çeşitli vakalara mana yükleyebilen, varlık içerisinde yokluk,
yokluk içerisinde varlık polaritesine sahip olabilen birey, kendisine sır
edinmeye zül sayar.

*

Çünkü o artık Eflatun’un eserindeki Sokrates “mağara” benzetmesindeki figüran olmaktan kendisini
aşmış.

*

Ruh’un yansıması sayılan gölgesine hakim olmuş. Aklın egoya olan hükmünü
kaldırmış ve hükümdarlığı egosuna teslim etmiş.

*

Artık ona dayatılan bilgi kümeleri değil; onun idrakinde gelişen, kavramlaşan
duygu-akıl manzumesiyle ağılaşan ego-bilgiler tercih mekanizmasını
hareket halinde tutan.

*

İnsanlarda bastırılmaya çalışan bu karakter ortaya çıktığı vakit diğer toplum
fertlerine nazaran daha korkusuz ve daha idealisttir.

*

O menfaat endişesi taşımaz. Anlaşılmamaktan biraz tırsar. Lakin “anlaşılan
tek tip türü birey” olmaktanda nefret eder.

*

Çok eziyet görür. Çok zulüm yaşar. Bazen Hallac-ı Mansur olur. Bazen İmam-ı
Azam. Bazen Nesimi.

*

Onlar toplumsal büyümeyi kalıba, toplumsal meşruiyeti kişilerin
çoğunluğuna bağlayan teknisyenler değildi.

*

Onlar toplumsal büyümeyi, toplumsal demokrasiyi, toplumsal rönesansı,
toplumsal kalkınmayı “ego” olgusunun

kemal mertebesine bağlayan birer solidarist öncüleridir.

*

Tek kişi gibi görünseler bile, aslında her kişinin içinde beslediği, sahip
olduğu duyguların açığa çıkaran iletişim taşıyıcılarıdır onlar.

*

Yani baktığınızda o tek kişi aslında “biziz”.

*

Öylese “ben” olgusunun cesaretine “biz” cesaretini eklemek yerine, ne diye
halen “sen” pasifizesiyle sindirilmiş haldeyiz?

*

Bu böyle olduğu müddetçe bu hikayenin kahramanları hep fil ile tek başına
kalan Nasreddin Hoca, hainler ise kralın önünde hocayla fili tek başına bırakan
“biz” oluruz.

*****

Fatih Oğuz

09 Nisan 2011 / Frankfurt a. Main

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Yansıma

Bir şiir tuttursam, dilinden düşmeyen.
Vallahi kıskanırdım her hecesini.

Her harf ile kavga eder,
Çekemezdim diline düşmesini.

O kadar meftunum ki diline,
Diline ruh veren yüreğine,
Yüreğini makama ulaştıran fıtratına;
O kadar meftunum ki sana.

Bir türkü dinlesem, aynı zamanda seninde dinlediğin.
Vallahi kıskanırdım her satırını.

O an kurduğun hayalde,
Solmuş bir yansıma olsam.

Sen beni aldırmasan,
O an kurduğun hayalde,
Öyle kalakalsam senden habersiz.

Fatih Oğuz

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Çıktıların Gergefinde

Bu devirde namuslu ekmek dara düştü.

Sofralar hain, ikramlar kahpe çıktı.

Bir yetimin önüne,

Bir tas çorba konulduğunda;

Ardından bir beklenti çıktı.

Feragatlık namına çürük elmaları biz,

Taze elmaları kara saçlı kıza dişlettik.

Çekirdeklerden “karagözlü” kurt çıktı.

Özgürlük adına kuş kafeslerini kırdık,

Yeni yuvaların tütmesi için,

Kendimizi çayır çayır yaktık;

Kuş, karga; yuvalar, bataklık çıktı.

Fatih Oğuz

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Karışmış

 

 

Aklımdaki hatıralar,
Kağıda dizdiğim mısralar,
Ay-Yıldız’ın kolları arasındaki gözlerin,
Karışmış.
Ufuklarda beklediğim umut,
Şafaklarda uğurladığım günler,
Dolunay mihmandarlığında geceler,
Karışmış.
Gözlerin gözlerimdeydi ama ortalık boğuk.
Sezemiyorum artık bakışlarını, üstelik üşümeye başladım buralar çok soğuk.
Bir yerde gördüm gözlerini resimlere hapsetmişsin, ahengi niye bozuk?
Karışmış.
Sen de karışmışsın onlara, bunlara, şunlara.
Sen de karıştırmışsın şiirlerini, nesirlerini, notlarını.
Sen de karışmadın sitemlerimi, özlemlerimi, geri çekilişimi.
Karışmış, karıştırmış, karışmamış.

Fatih Oğuz

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz