Ahmet Şafak

Özgürleşme Değil Milletler Mücadelesi (Ahmet Şafak)

Ahmet Şafak / 06.08.2012

Bu bir Türkiye klasiğidir.

Aydınlarımız olayları gerçeklikten koparıp kendilerince değerlendirirler.

Evet,elma’nın turuncu olduğunu değil,kırmızı olduğunu söylerler ama nedenini öyle bir yere bağlarlar ki kırmızı ağlar.

Gerçekler aslında sonuçlar değil sebeplerdir.

Aydınlarımızın sebepleri nedense hep farklı gerekçeler içerir.

Hürriyet gazetesinin yazarı Mehmet Yılmaz,Olimpiyat oyunlarının açılış gösterisini milyonlarca insanın ağzı açık izlediğini ve köylü toplumdan devrim yaratarak sanayi toplumuna geçmeyi başaran İngilterenin öyküsünü anlatan bu gösteri üzerinden Sanayi devriminin neden önce İngiltere’de gerçekleştiğini sormuş ve kendince cevaplamış.

Sebebini de açıklamış : Özgür düşüncenin gelişmesi !

Yani elma kırmızı ama özgür olduğu için kırmızı !

İngiltere’nin sanayi devriminde öncü olmasını özgürleşmeye bağlayan bu anlayış sadece Mehmet Yılmaz’ı değil sol düşünceden liberalizme gelen bütün kalem erbabını etkisi altında bulunduran bir anlayıştır.Sanayileşmenin arkasında yatan sömürüyü,emperyalizmi,24 saat çalınan çocuk emeğini ve ada kültürüyle biçimlenen devlet politikalarını hesaba katmayan bu anlayış aslında Türkiye’ye bir fikri empoze etme telaşındadır.

Özgürleşelim kurtulalım !

Halbuki özgürleşmek bir sebep değil bir sonuçtur.Sebep İngiltere’ye has,bugünde Amerika’da kendisini gösteren ada jeopolitizmidir.Aslında özgürleşmek bir tür deniz jeopolitiğinin yarattığı bir aydınlar fantazyasıdır.

Britanya adasında gerçek,Hindistan’da hayal bir fantazya !

Bu fantazyanın arkasında Newton’un ” evrensel çekim yasasının ” ,Adam Smith’in ” Milletlerin zenginliğinin “,John Lock’e’nin ” deneysel ampirizminin ” varsayarlar da formason kültürünü görmek istemezler.Bu sanayileşmede vahşi kapitalizm olarak tarihe geçen insanlık açısından zulüm dönemini unuturlar.Charles Dickens’in ” Oliver Twist ” romanı bize İngiliz Sanayi devriminin nasıl bir sosyo-ekonomik ortamda geliştiğini anlatır.

Teoman Durali,İngiliz devriminin köklerinde Anglosakson ve Yahudi bileşkesinin yattığını söyler.Bu bileşke Türk kamuoyunda deşifre edilmediği müddetçe özgürlük taleplerinin bizi taşıyacağı uçurum öngörülemez.

Mehmet Yılmaz,aynı zaman diliminde Fransa’da Voltaire’nin yasaklandığını dile getirirken aslında pek çok şeyi unutur.Fransa,İngiltere’nin açık tehdidi altındadır.Farmasonluk bu tehdidin en mühim simgelerinden biridir ve nihai olarak Fransız Devrimini bu sembol gerçekleştirmiştir.

İngiltere ada toplumu değil de Avrupa anakarasında olsaydı bu kadar özgür davranabilir miydi?Britanya İmparatorluğunun emperyalist politikaları bu kadar fütursuzca Hint okyanusuna akarmıydı?

Akmazdı,çünkü jeopolitikası gereği korunmacı olurdu?Almanya’nın,Fransa’nın yaptığı gibi..

Mehmet Yılmaz İngiltere ve Fransa örneğini özgürleşme üzerinden iki farklı devlet olarak vermiş.Oysa devletlerin varlığını belirleyen şey özgürleşme değil jeopolitik hassasiyetlerdir.Ve elbette son tahlilde milletler mücadelesidir.

İngiltere,sömürgesi olan Amerika’ya bağımsızlık yolunda katkı veren Fransa’dan intikamını korkunç bir şekilde almıştır.Amerikan saflarında döğüşmek için Yeni Dünya’ya giden La Fayette gibi aydınlar tam bir Anglosakson olarak Fransa’ya dönmüş ve kralı alaşağı etmişlerdir.Fransız liberalizminin bilinen isimlerinden Voltaire’de Londra sürgünününden John Locke’nin talebesi formason bir Anglosakson aydın olarak ülkesine ayak basmıştır.Gerisi malum,Fransız Devrimi !

Bizim aydınlarımız bu ilişkiyi özgürleşmeye bağlar ama milletler mücadelesine bağlayamazlar.İngilizlerin neden bireyci-liberal felsefeye itibar ettiklerini,Fransızların neden daha toplumcu olduklarını anlamak için coğrafya-zihin arasında ilişki kurmak gerekir.Sadece coğrafya değil elbette toplumsal özelliklerde bu tercihlerde önem taşır.

Bu yazılar bir talebi içerir ve Türkiye’nin de liberal bir yolu tercih etmesi gerektiğini vaz’eder.

Bu sebeple Hürriyetin yazarı,başbakan yardımcısı Ali Babacan’ın özgürleşme vurgusu yaptığını beyan ederek,ileri demokrasi,buna uygun bir hukuk düzeni ve bunu besleyecek bir eğitim düzeni olmazsa Türkiye’nin orta gelir tuzağına düşebileceğinden bahsederek yazısını bitirir.

Ama bitmeyecek bir gerçek vardır.İngiltere ada toplumu olması sebebiyle başlattığı bu ademi merkeziyetçi politikalarını bir emperyalizm aracı olarak kullanmıştır.Sanayi devrimi ” Londra Miles kahvesinde ” değil Hint Okyanusundan apardığı hammaddeyi Manchester,Liverpol,Londra,Binmingham fabrikalarındaki sömürü düzeni ile mala dönüştürdüğü bir çarkta aranmalıdır.

Bu çarkın bir de siyasi ideolojisi vardır.

Anglosakson varlığına eklemlenen Yahudi sermayeciliğinin emrettiği kapitalizme dayalı liberalizmdir bu idelojinin adı.

Bizim jeopolitiğimiz ayrı.

Bizim gerçeklerimiz apayrı.

Elbette milli ideolojimiz de ayrı olacaktır.

Aydınlarımız elmanın rengini özgürleşmeye bağlasa da Allahın yarattığı bu güzel meyvenin pigmentleri esas yol gösterici olacaktır.

Jeopolitik gerçeklerimizin yol gösterici olduğu gibi.

06.08.2012

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s