Monthly Archives: Ağustos 2013

Masal Perisi … Fatih Oğuz

Masal perileri çocukların gözlerine bir “umut” öpücüğü koyduklarında, yıldızlar derin suskunluklarını bozar… Yıldızlar bir ses vermeye başlayınca, toza bulaşmış kitaplar sayfa sayfa doğum sancısı çeker ve doğuma itiraz eden her sayfa kaybolur “sessizliklerin” koynunda. İnceden yarim, inceden. Satırbaşı kelimeler inceden geçer “çocukların” henüz yaşamadığı hayattan. Annelerin dudaklarından süzülen dua patentli sevgi “sözcükleri”, aslında her çocuk için “masal” değil midir?

Anlatılanları fantezi motifler mi süslemeli ki; ihalelerden “yaşanmayanlar” masal olarak geçsin?

Kim daha fazla öneriyor? Kim daha fazla kapalı zarfa “bedel” biçiyor? Yaşanmayan ve yaşatılmayan bir hayat, çocuklara hep “masal” diye anlatıldı. Oysaki; çocukların dünyasını o an “yıkmaya” başlıyorsunuz. Depremlerde yıkılan evlerin cezası, çalınan malzemelerden ötürü, müteahhitlere kesilirken ve hatta hapis yolu görünüyor iken, çocukların “dünyasından” hayallerini çalıp, bu yüzden dünyaları yıkılmasına vesile olan toplum müteahhitleri(!) ne olacak?

Meğer “masal perisi” değilmiş gözlerimizi öpen, sadece kuru bir avuntu, yalancı meme misali, uyutmak için bir bahane, bir yöntem, bir buluş, bir aldatma. Uyutulduktan sonra rahat bir “zaman” geçirmek adına bir kandırış. Ey felek! Bana ve onca çocuklara anlattığın masallar hep “işkembe” edebiyatıymış. Yıldızlar sizlerede küsüm ben. Hani bakışlarımdan anlardınız? Hani sayfa sayfa doğum sancıları “yeni ufuklara” gebeydi? Hepiniz yalan söylediniz. Hepiniz “duygularımı” soytarıya çevirip, keyifli anlar(!) yaşadınız.

Sözde huzur adına hayalleri terkettiniz! Kanadı kırık bir kuşun, pusuda bekleyen kediye terkedildiği gibi. Ve bugünden itibaren gökmavisi tabloları aklımdan, fikrimden, zikrimden ve hatta annemin dualarından bile indirip sokağa fırlattım. Kimi isyankar desin, kimi “aman aklına mukayyet ol” desin, kimi de “olan olsun” desin. Ben “ben” için konuşuyorum, artık bunu kabullenmekte zorlanmayın, kendinizi buna alıştırın! Gözlerine bir “umut” öpücüğü konulan çocuk bilirdim kendimi ve farkında olmadan arafta nikahım kıyılmış “beklemekle” ve ben bunca zaman boşuna kelimeleri yan yana dizmişim. Hakkımdaki düşünçelerinizle sizleri başbaşa bırakıyorum. Ben olsamda, olmasamda “sessizliklerin” koynunda doğuma itiraz eden binlerce sayfa kayboluyor ve ben “var olmadan”…”yok oluyorum”. Şatafatlı cenazelere inat, tabutsuz ölümler adına “direnmek”…”direnmek”…”direnmek”!

Eylül 2007

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz