Category Archives: Sibel Polat

Yavuz Sultan Selim Han’da bizim Şah İsmail’de (Sibel Polat)

Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmai’in hayatlarından kısaca bahsedecek olursak, Yavuz Sultan Selim: Osmanlı Padişahlarının dokuzuncusu, İslam halifelerinin Yetmiş beşincisi, 2. Beyazıt’ın oğlu, Kanuni Sultan Süleymanın babasıdır. Küçük yaşlardan itibaren devlet adâbını, kılıç kullanmayı, ata binmeyi ve ok atmanıyı bizzat dedisi ‘Fatih Sultan Mehmet Han’ tarafından öğrenmiştir. Bu sebeple yetenekleri olan biri olarak yetiştirildi. Bir dönem Trabzon valiliği yapan Yavuz Sultan Selim, 1512’de Babası 2. Beyazıt’a darbe yaparak tahta geçmiştir.

Şah İsmail (1. İsmail); Safevi devletinin kurucusu ve ilk Hükümdarıdır. Babası Şeyh Haydar, Annesi ise Âlem Şah ünvanı ile bilinen ve tanınan Uzun Hasan’ın kızı, Halime Begümdür.

Hemen hemen herkesin en az bir defa da olsa, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail hakkında yapılan tartışmalara denk gelmiş ve şahit olmuştur. Türk Tarihinin en önemli olaylarından biri olan, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail’in yani bir tarafta “Osmanlı İmparatorluğu” diğer tarafta “Safevi Devletinin” karşı karşıya gelmesidir.

Kimine göre taht kavgası, kimine göre siyasi çekişme ve yahut çoğunluğun üzerinde durduğu “Şii / İsra-Aseri ve Sünni / Hanefi mezhepli Türkler’in çatışmasıdır. Tarihte önemli yere sahip olan bu olay, Türk tarihçilerini karşı karşıya getirmiş Tarih-Edebiyat sahasında bir çok esere konu olmuştur.

Girişte bahsettiğim üzere, tartışmaların yapıldığı bu tarihi olaya bir çok defa denk geldim ve söz sahibi olabilmek adına araştırma gereği duydum…

Tartışmalara sebebiyet veren Çaldıran Savaş’ı Osmanlı İmparatorluğunun lehine sonuçlanmış ve Safevi Devleti yenilgiye uğratılmıştır. -Peki bu Savaş’a neden olan mezhep çatışması mı ve yahut, siyasi bir çekişme mi?!

Uzun süredir Osmanlı ve Safevi devleti arasında bulunan kötü ilişkiler savaşın fitilini ateşlemiştir. Baba’sının ardından tahta geçen Yavuz Sultan Selim, yaşanan gelişmelerin dha da içinden çıkılmaz bir hâle gelmesini önlemek adına hazırlıklara başlamıştır. Yavuz Sultan Selim, ordusu ile Mart 1514’de Edirne’den İran’a doğru yola çıkmıştır. Ardından Şah İsmail komutasında ki Safevi Devleti’nin ordusu ile savaşa ismini veren Çaldıran ovasında karşılaşır. Teknik ve Askeri güç bakımından Safevi ordusundan güçlü olan Osmanlı ordusu savaşı kazanır ve Safevi Devletinin Başkenti Tebriz’e girer (aradan yıllar geçtikten sonra Safevi Devleti kaybettiği topraklar savaşsız geri alır). Savaşın amacı mezhep çatışması değil o zamanın siyasi koşullarına uygun olarak toprak kazanmak ve güç mücadelesinin ortaya koymaktı.

Geçmişten günümüze Yavuz Sultan Selim’in tahta geçişi ve Çaldıran savaşı arasında ki geçen zamanda 40 Bin Şia / Şii mezhepli askerleri katlettiği iddiaları ortaya atılmış ve hiç bir kesin kaynak göstererek kanıtlanmamıştır… İddiaların gerçeklikten uzak olduğunu savunan akademisyen, Tarihçi-Yazar Mustafa Akdağ “Yavuz Sultan Selim’in kırkbin kişiyi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş rivayet vardır. Ancak, biz bunu pek şişirilmiş bir rakam olarak görmekteyiz, çünkü Padişah devrine ait pek çok mahkeme defterleri hâlâ elimizdedir. Bunlar üzerinden yaptığımız araştırmalar da bu çapta bir kitle idamlarına denk gelmedik. Eğer öyle kanlı bir olay geçseydi, bu defterler de yer alması zorunlu olurdu” diyerek bu iddiaların asılsız olduğunu ifade etmiştir.

İddiaların asılsız olduğunu ileri süren başka bir Tarihçi-Yazar Robert Mantran’da şöyle ifade eder: “Göründüğü kadar ile , bu “Büyücü Avı” özellikle olaylara bulaşan tımar sahipleri yerlerinden atmak ve bilinen elebaşları öldürtmekten ibaret kaldı, 1513 ya da 1514’de olan kırkbin alevinin öldürlmesi efsanesini destekleyen hiç bir kanıt yok elimiz de.”

Günümüzün tarihçilerinden Erkan Afyoncu göre ise: “Ölümler hiç bir zaman abartılı sayılara ulaşmazdı ve ulaşmamıştırda. Kırkbin kişinin ölümü binlerce köyün ortadan kaldırılması ki bu Anadolu’nun aosyo-ekonomik yapısının alt üst olması anlamına gelir ve gizlenemezdi. Ayrıca Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışı ve Çaldıran Savaşı böyle bir katliam için yetersiz süredir. Kaynakların hiç birisinden böylesi bir ağır tahribata rastlanmamaktadır. Sayılar mantıksız ve gerçek dışıdır.”

Yerli ve yabancı akademisyen ve Tarihçi-Yazar’larında üzerinde fikir beyan ettiği Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışı ve Çaldıran Savaşı arasında geçen zaman da böyle bir katliama komutanlık ve öncülük yapmadığı görülmüş ve üzerinden onca asır geçmesine rağmen hiç bir kesin kaynak gösterilerek ispatlanamamıştır.

Geçmiş Tarihimizin iki değerli şahsiyeti olan Yavuz Sultan Selim (1.Selim) ve Şah İsmail (1.İsmail ) Türk’ler için büyük mefkure olan Cihan Hakimiyeti her devlet büyüğünün umduğudur. Bunun için de her türlü siyaset güder ve zamanın savaş ve siyasi taktiğine göre harita çizerler. Bugün hâlâ kanıtlanamamış bu iddialar üzerinden her iki hükümdarı da zan altında bırakmak ve iddialar üzerinde ısrarcı olmak bölücü emelleri olan insanların ekmeğine yağ sürer ve Türk’ü Türk’e mezhep farklılıklarını göstererek düşman etme yolunu açar.

Ez cümle; Yavuz Sultan Selim Han’da bizim Şah İsmail’de.

Sibel Polat / Chateaubriant (Fransa)

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Sibel Polat