Tag Archives: Hermann Hesse

YALNIZ KURT EKSENİNDE EVRENSEL MESAJ

Bütün kavramların uluslararası tanımlanmaya muhataptır. Lakin bu tanımlama ortak bir algıyı oluşturmadığını biliyoruz. Çünkü her toplum edinmiş olduğu tecrübeler üzerinden kavramlara anlam yükler.

Yüklenen anlam, meseleleri kendi disiplini içerisinde manalaştırır.

Toplulukların yönetici sistemi, toplumsal yorumlarını bu mana üzerine inşa eder ve kendi değerler manzumesini koruyabilecek, geliştirebilecek ve yarınlara taşıyabilecek yapıları bu mana ile ruh vermeye çalışır.

Anlam yüklediği kavramlar eğer geçmişte kendisine sıkıntı ve keder verdiyse; bunun bir daha tekrarlanmaması için önlem alması doğaldır.

Lakin bu doğallık kendi sosyal dokusu dışında aynı “mana” taşıdığını söylemesi veya iddia etmesi küçümsenecek bir refleks değildir.

Bu refleksler kendi algılama sistemi için ideal olduğu düşüncesiyle başka topluluklara empoze edilmesi yanlıştır.

Örneğin Almanya’da yaşayan bir Türk milliyetçisi olarak karşılaştığım reflekslerin başında gelen, kamuoyu tarafından “Milliyetçilik” kavramına yüklenen anlamın aynısı kültürel farklılıklara sahip olan bir topluma endekslenmesidir.

Alman toplumunun edinmiş olduğu acı tecrübeler bu refleksin doğruluğunu, meşruluğunu kabul etmekle birlikte; birde bu meseleyi Türk toplumun algısıyla bakmalarını talep etmek en doğal hakkımızdır diye düşünüyorum.

“Milliyetçilik” kavramı Türklüğün algısında hiçbir zaman “ırk şovenistliği” anlamıyla manalaştırılmadı. Bunun örneği Türk milliyetçilerin en büyük övünç kaynağı Türk kültürüdür.

Türk kültürünün tarihi serüvenini incelediğimiz vakit orada evrensel değerlerin yer aldığı, söz sahibi olduğu başlı başına medeniyet zenginliği göreceksiniz.

Türk kültürü bir yandan Kaşgarlı Mahmud ile övünürken diğer taraftan Acem kökenli Nizâmülmülk ile övünür ve onun Siyâsetnâme eserinden asırlar boyu ilham almıştır.

Türk kültürü bir yandan büyük Türk düşünürü ve sosyolog Ziya Gökalp’i ölçü almış iken diğer taraftan Ziya Gökalp’ın sosyolojik çalışmalarda, toplumsal meselelerde esinlediği kişinin ünlü Fransız sosyolog Emil Durkhaym olduğunu bilir.

Günümüzden örnek verecek olursam, bugün Türk gençlerinin dilinden düşürmediği ve adeta Türk milliyetçilerin melodileşen kartviziti haline gelen “Yalnız Kurt” şarkısı bunun en bariz örneğidir. Bu şarkının yazarı Türk milliyetçisi olmasıyla birlikte aynı zamanda derin bir bilgiye sahip Türk aydını Ahmet Şafak’tır.

Ahmet Şafak “Yalnız Kurt” şarkısının hikayesini şöyle anlatmakta: “1990’lı yılların ortalarıydı. Çalıştığım haftalık gazeteden kovulmuştum, işsizdim. Bir daha hiçbir zaman sahip olamayacağım bir kütüphanem vardı ama satmak zorunda kaldım. Elimde bir kitap kaldı. Hermann Hesse’nin “Bozkırkurdu.” Bir düş kahramanı gibi…”

Türk milliyetçiliğin ideolojik kanatında önemli bir yere sahip Ahmet Şafak en zor ve en dar günlerinde Alman bir yazarın yazmış olduğu kitabından etkilenerek mevcut zenginliğine zenginlik katmasını sağlayan duygu ve ruh Türk milliyetçiliğin özüdür, ta kendisidir.

Türk milliyetçiliği bütün evrensel değerleri kendi benlik bünyesinde barındırmış ve her birini özgü yapısıyla kabullenmiştir.

Her anlam, her mana kendi toplumsal algılama için doğru olabileceğini göz önünde bulundurduğumuz kadar, diğer toplumsal algılama için aynı doğruluk taşımayacağını da göz önünde bulundurmamız gerektiğini düşünüyorum. Yanlış mı düşünüyorum?

***

Fatih Oğuz / 17 Şubat 2012 – Frankfurt a. Main

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Basamaklar… Hermann Hesse

Her goncanın soluşu ve gençliğin yaşlılığa dönüşmesi gibi,

zaman içinde hayatın her devresi çiçeklenir.

Her ermislik ve erdemin kendi zamanı vardır ve hiçbiri sonsuza dek
süremez.

Yürek her zaman yolculuğa ve yeniden
başlamaya hazır olmalı.

Hayat her çağırdığında, yürek, kimseye
yakınmadan,
yeni baslangıçlar için kendine cesaret
verebilmelidir.

Ve her baslangıç içinde bir sihir bulundurur.

Bu sihir bizi korur ve yaşamamıza, devam etmemize yardım eder.

Hafiflikle, basamak basamak geçmeliyiz her yolu.

Hiç kimseye anayurt gibi bağlanmadan.

Dünyanın ruhu bizi bağlamak ya da sınırlamak istemiyor,

bizi basamak basamak genişletmek ve yükseltmek
istiyor.

Hayatın bir evresine alıştığımız anda,

alışkanlığın getirdiği duygu bizi hapseder,

bize acı verir.

Sadece yolculuk etmeye hazır olan,

felç edici alışkanlıklardan kopmayı göze alabilir.

Belki de bize bu aşılması gereken basamakları gönderen ölümdür.

Hayatın bizden talepleri hiç bitmeyecek.

Haydi o zaman yüreğim, ayrılığa, yolculuğa hazırlan

ve iyileştir artık kendini.

Hermann Hesse

Yorum bırakın

Filed under Hermann Hesse