Tag Archives: Oğuzname

Berlin Caddesinde Sigara Tüten Efkar (Fatih Oğuz)

Bu göğün altında kaç nefes tüketmişim bu zamana kadar?

Kaç bakış düşürmüşüm Berlin’in asfaltlı yollarına, kaç defa el uzattım memleket havasına?

Sigara ile mi efkar dağıtırdık, yoksa sigara mı bizimle efkarlanırdı?

Yüzümüze konuk olan tebessüm cemre gibidir. Düşer ve biter. Gerisi sonbahar mevsimi.

Sevdiğinin nazlı başından düşen saç telin inceliğinde bir hayat sürmenin endişesi,

Taşıyor yüreğimde her dem.

Dilimde pus tutan sözcükler,

Daha ne zamana kadar dizginleyeceğim?

Bileklerimize vurduğumuz sabır neşterini şimşek yalar,

Göğün altında tükettiğim sayısız nefesler yağmur olarak yüzüme düşer.

Gözümde büyüttüklerime haksızlık ediyormuşum meğer;

Ateş düştüğü yeri yakar, ayaz zemheri değdiği yeri keser.

Mavi düşlere dadanan mor pembeli safsatalar,

Bozkır menşeili yeminlere gölge gibi dalaşan paslı kapı gıcırtısından farksız,

Mide notalı hikayeler …

Duvar dibinde biten ot,

Güneşe söver.

Sokak kaldırımında ürüyen it,

Kemirilen kemiğe iştahlanır.

Sıcak köşelerinde yeni binek arayan bit;

Yağlı derilerin derdine düşer.

Ve onurlu adamların vaktine; tükettiği nefesini saymak düşer.

Kimi payıyla paylanır … Kimi de başkaların derdiyle “para”lanır.

Asfaltlı yollara düşürdüğümüz bakışlar plastik kadar direnir evrene.

Evrenin kirini bakışlarımız temizleyecektir … Ama biz çoktan gitmiş olacağız;

Ve nefeslerimiz bu sefer üzerimizdeki toprağı ıslatacaktır.

Büyük Efendi Talat Paşa’nın puslu hayalinde sigaram halen tütüyor olacak …

Fatih Oğuz
25 Mart 2016 Frankfurt / Main

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Misafir Çocukların Bin Yıllık Ahı … (Fatih Oğuz)

 

Her gece binlerce yıl ahlarını gizli tutan onlarca çocuk misafirim olur. Kimi börklü, kimi fesli, kimi enveriyeli, kimi de kalpaklı.

Her biri ahlarını aşikar eder. Her birinin ahı yarı kalmış bir sevdadan yanadır. Anlattıklarında kiminin gözünden Tuna, kiminin gözünden Ural, kiminin gözünden Vey, kiminin gözünden Aras, kiminin gözünden Nil akar.

“Çare nedir?” diye sorduğumda “aşikar ettiklerimizi yazmak, çünkü her dile getirdiğinde ruhumuz okşanır, aradan geçen bin yılın ağır yükü hafifliyor ve ötelerden bize işmar eden sevgili şaheser simasını, dişi kaplan gözlerini bizden esirgemez oluyor … hep yaz; yaz ki doğmamış çocuklarımız helal beşiklerin konukları olsunlar … “

Kafanızı, yüreğinizi helal beşik eyleyin …

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz

Kendine dikkat edesin dostum … (Fatih Oğuz)

Gözü dönen bir evrenin gölgesinde selamet arama dostum.
Seni iki göz kapağının arasına sıkıştırıp, bir güzelin bakışına terk eder.
Kafka’nın huzur bulduğu gecenin koynunda ilham perilerini kelimelerinle everme.
Bu tür evliliklerden peydahlanan besmelesiz cümleler, mezar eşeleyen köpek gibidir.
Yüreklerdeki türbelere göz diker ve ilk fırsatta eşelemeye başlar.
Kafka’nın gecesinde değil, Yesevi’nin tefekküründe bul huzuru.
Yesevi kibri toprak altına nasıl gömdüyse, öyle de göm sahte huzuru!
İçindeki uçurum, felaketin  değildir dostum.
Her şeyin bidayeti ve de her şeyin nihayetidir.
Kainatın yeri ve göğü yaratıldı;
İnsanın da yeri ve göğü yaratıldı.
İnsanın yeri aklı, göğü de gönlüdür.
Akıl sağlam zemine, gönül ise uçsuz aleme mahkumdur.
Akıl yere temas ettiğinde ayağına toz, toprak, çamur, diken, taş bulaşır.
Gönül göğe kanatlandığında başı yıldızlara, güneşe, aya ve de kara deliklere değer.
Yer ile gök arasındaki farka “uçurum” derler; biz ise”tevekkül” diyelim dostum.
Bir çift göz şiddetinde idrak edesin dostum.
Efsunlu buse etkisinde infak olasın dostum.
Kısacası; kendine dikkat edesin dostum.

Fatih Oğuz
15 Haziran 2015 Frankfurt/Main

Yorum bırakın

Filed under F. Oğuz, Uncategorized