Category Archives: Orhan Hülâgü

Devlet Nedir? (1) – Orhan Hülâgü

Sosyoloji, sosyal olguları ve müesseseleri incelerken, hâkimiyet ve tâbiiyet olgusuna da bakmakta, bugün siyasî olgu dediğimiz sosyal müessesenin teşekkül ve tekâmülünü, determinist kanunlarını tesbite çalışmaktadır. Sosyoloji ve bütün sosyal ilimler, devrine göre siyasî hâkimiyetin gerek feslefî, gerek psikolojik ve gerekse sosyolojik ifadeye çalışmışlardır.

Devlet, “fizikî, hayatî ve ruhî olgular gibi, objektif bir varlıktır. Yani fertten önce ve ferdin dışında mevcuttur. Kendisine göre morfoloji ve fizyolojisi olan bütün bir girift organizasyon sistemidir.”(1)

Klasik, sosyoloji uslûbunu kullanarak ve genel mahiyette devleti şöyle tarif etmemiz mümkündür:

“Devlet, toplumun birlik ve bütünlüğünü ilgilendiren bütün şartların ve vasıtaların sağlanması hususunda yine bu toplumun sosyal iradesini temsil eden, kendine mahsus maddî, zecrî ve fiilî müeyyidelerle mücehhez olan gayri şahsî ve gruplar üstü hâkimiyet müessesesidir.”(2)

Bu tarif belki ilk bakışta, bütün zamanları içine alan, devletin ilkel şekillerine de işaret eden bir tarif gibi görünmüyor. Çünkü insan topluluklarının, toplum (cemiyet) olma karakteri kazanmasınından sonraki safhaların özelliklerine dayalı bir tespit gibi geliyor. Fakat işin içine biraz daha girdiğimizde ve devletin kaynağı meselesini incelediğimizde, devletin her zaman bir hâkimiyet müessesesi olduğu, ancak tekâmüle tâbi bulunduğu görülecektir.

“Grup büyüdükçe devlete olan ihtiyaç büyümüştür. Toplum kompleksleştikçe devlet açıklık kazanmıştır. Devlet ilk topluluklarda başlamış ve önceleri yaygın olan hâkimiyet gittikçe organlaşmıştır. Din, dil, ahlâk nasıl sosyal bir gerçeklik ise, siyasî olgu da aynı şekilde sosyal bir gerçeklik olup, bu olgunun organlaşması zarurî olmuştur. Kınamaktan öldürme cezasına kadar daima müşahhas müeyyide taşımış olan toplum şuuru ve baskısı, müesseseleşmiştir. Sosyal baskı, toplumun esaslı karakteridir. Bu karakter yaygın olarak umumi, devlet olarak hususidir.

Devlet, sosyal bir determinizm sonucu doğmuştur. İnsan gerçeğinden ve onun sosyal gerçeğinden gelen tabii ve zarurî bir olaydır. Fertleri aşan bir esas oldukça devlet vardır. J. J. Rousseau buna -genel idare- der.(3)

Toplum, sürü mahiyetinden uzak olduğuna göre, onun hangi seviyede olursa olsun organlaşmalar içinde olduğu hemen görülmektedir. bu organlaşma, zımnî (mânevî) olabilir, bir şahısta toplanabilir, hukukî bir organlaşma şekline inkılâp edebilir. Fakat mutlaka fert iradesi ile toplum iradesi arasında müessesevî bir bağ kurulur. Klan devrinde, tabular sistemi, klanın yaygın otoritesi, hatta ihtiyar şef’in buyrukları devlet demektir. Daha sonraları kabile reisi, ailelerin şeref zinciri içinde mertebelenmesi sonucu teşekkül etmiş bir devlet temsilidir.

Devlet giderek barizleşmek üzere “hâkimiyet özelliği, hukukî bir tabiat, manevî ve ahlakî bir güç taşır. Dolasıyla en ilkel toplumdan en modernine kadar devlet, dâima saygı görür ve bir câzibesi vardır.”(4)

(Orhan Hülâgü, Farabi ve İbn-i Haldun’da Devlet Düşüncesi, s.7-8)

  1. İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Sosyoloji, İstanbul 939, s.332
  2. Baltacıoğlu, a.g.e, s.336
  3. Yümni Sezen, Sosyolojiye Göre Halk, Millet, Devlet, İstanbul 982, s.96-97
  4. Sezen, S.G. Halk, Millet, Devlet, s. 97
Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Orhan Hülâgü